Bugun...
Bizi izleyin:
    • BIST
      107,2
      % 0,35
      BIST
    • DOLAR
      3,52
      % -0,02
      Dolar
    • EURO
      4,13
      % -0,13
      Euro
    • ALTIN
      145,4
      % 0,11
      Altın



Şeyh Sadi Şirazi'den Kıssalar

Tarih: 30-11--0001 00:00:00 Güncelleme: 11-07-2017 21:05:29 + -


1200 yıllarda İran'da yaşamış olan Şeyh Sadi Şirazi,Bostan ve Gülistan adlı güzer bir eser yazmıştır.Bu eserde küçük hikayelerle insanlara ibret almaları için dersler vardır.1240 yıllarda yazdığı bu eserdeki hikayelerle şimdi yaşadıklarımız arasındaki bağı okuyunca değişen bir şey olmadığını görüyorsunuz.


Şeyh Sadi Şirazi'den  Kıssalar

  

Padişahla esir

 

Bir padişah işittim: Bir esirin öldürülmesini emretmişti.Zavallı esir, ümitsizlik içinde kendi dilince, padişaha sövüp saymaya, uygunsuz şeyler söylemeye başladı. ‘’Canından el çeken, gönlünde ne varsa söyler’’ demişler.

 

-insan ye’se düştüğü zaman kedinin köpeğe saldırması gibi,dilini uzatır,

 

-Zaruret vaktinde kaçma imkanı kalmayınca, el, keskin kılıcın ağzına, yapışır,

 

Padişah, esirin ne söylediğini sordu. İyi kalpli vezirlerden biri ‘’ Öfkelerini yenenler ve insanları affedenler.. diyor, padişahım’’ dedi.

 

Hükümdar, esire acıdı ve onun kanını dökmekten vazgeç ti. Ama ilk konuşan vezire zıt giden başka bir vezir söze girdi:

 

-Bizim gibi kimselere, padişahın huzurunda sbözün doğrusunu söylemekten gayrısı yakışmaz . İşte bu esir padişaha küfretti. Uygunsuz laflar söyledi.

 

Hükümdar, bu sözler üzerine yüzünü buruşturdu ve :

-Bana onun bu yalanı dedi, senin söylediğin şu gerçekten daha hoş gelmişti. Çünkü o yalan bir iyilik içindi. Halbuki bu gerçek kötülüğe dayanıyor. Nasıl ki bilgeler ‘’ İyilik için söylenen yalan ,fitne koparan doğrudan iyidir’’ demişler.

-Her sözü padişaha geçen bir kimse iyilik dışında bir şey söylerse yazık olur.

Feridun’un köşkündeki kemere şunlar yazılmıştı:

‘’Cihan kimseye kalmaz, ey kardeş, Gönlünü yaradana bağla, o kadar. Dünyanın mülküne dayanıp güvenme: o senin gibi nice kimseleri besleyip öldürdü. Temiz can göç yolunu tuttuk dan sonra , ha taht üzerinde ölmüşsün, ha toprak üstünde.’’ (gülistan)

 

                                   ***************************

Horasan Padişahının Düşü

 

Sebüktekin oğlu Sultan Mahmud’u ölümünden yüzyıl sonra Horasan padişahlarından biri rüyasında gördü : Güya vücudu tamamı ile dökülmüş, toprak olmuş du. Sadece gözleri, eskisi gibi, gözevinde hep dönüyor, bakıyordu. Bu rüyanın tabirine bilgeler aciz kaldı. Yalnız bir derviş gelip yer öptü:

 

   -Saltanatı başkalarında diye hala bakıyor, dedi.

Nice ünlü kişileri yer altına gömdülerde varlıklarından yeryüzünde nişan kalmadı…..

 

Toparak, kendisine teslim ettikleri o kocamış laşeyi öyle bir yedi ki  sonun da kemiği bile kalmadı.

 

Nuşirevan(adaleti ile ünlü hükümdar) ‘ın üstünden bunca yıllar geçmişken, onun kutlu adı hayırla yaşıyor.

 

-Ey filan, ömrü ganimet say!!!!!! ‘’ filan kalmadı diye ses yükselmeden bir hayır işle. (Gülistan)

 

                                  ****************************************


Soyulan Kervan,

‘’Yunan memleketinde bir kervanı soydular,hesapsız bir serveti alıp götürdüler.Tüccarlar ağladılar,inlediler,Allah ve peygamber hakkı için yalvardılar.Faydası olmadı.

 

Kara yürekli hırsız üstün gelirde kervanın feryadından kaygılanır mı.

 

Lokman Hekim’de oradı idi.Tüccarlardan biri ‘’Hikmet ve öğüt olarak şunlara bir şey söyle belki malımızın birazını olsun bırakırlar,bunca servet boşa gitmesin,yazık olur’’ dedi.

 

Lokman Hekim cevap verdi:

 

‘’Asıl onlara söylenecek hikmetli söze yazık olur’’

 

‘’Pas yeniği demirin küfüne, cila vurup gideremezsin,kara yürekliye öğüt vermenin ne faydası var?

 

‘’Demir çivi taşa girmezki…..’’

’Varlıklı güzel  günlerinde  düşkünleri bırakma.Yolsulun gönlünü almak belayı savar.Dilenci yalvara yakara bir şey isteyince ver,yoksa zalim zorla alır.''

Günümüze bakınca yoruma pek gerek kalmıyor.(Bostan- Şeyh Sadi)

 

                                       ********************

 

Çelimsiz Şehzade 

Bir şehzadeyi işittim çelimsiz, süklüm, püklüm dü.  kardeşleri ise uzun boylu güzel yüzlü idiler. Bir defasında babası ona  tiksinen ve hor gören bir tavırla baktı, çocuk anlayışıyla bunu kavradı. 

 

-Baba, dedi, boylu bir cahilden çelimsiz bir akıllı daha iyidir. Boyca büyük olan her nesnenin derecesi üstün olması gerekmez, koyun temizdir, amma film murdar(eti yenmez) dir. 

 

-Yeryüzünün en küçük dağı Tur Dağıdır ama Allah katında değeri en yüce olan da odur. 

 

-Bir gün bilgili bir  zayıfsın Şişman bir Ahmağa '' Arap atı zayıf da olsa bu haliyle bir tavla   dolusu eşekten İyidir dediğini'' duydun muydu .

 

Babası güldüğü, devlet büyükleri beğendiler ama kardeşleri içten içe incindiler

 

nsan söz söylemedikçe ayıbı da gizli kalır,hüneri de.  Sen her ormanı boştur zannetme Belki de bir kaplan duymaktadır.

                           ***

       

Işittim ki; o sıralarda Çetin bir düşman padişaha Baş kaldırmıştı 2 ordu karşılaştığı zaman meydanda en önce Atını oynatan o Şehzade oldu. Diyordu ki;

Ben o kimse olamam ki savaş günü sırtımı göresin .Toprak ve kan içinde bir baş görürsen işte ben oyum zira meydan gününde dövüşen kendi kanıyla kaçarsa ordu'nun kanıyla oynar.

 

Bunu söyledi ve düşman askerine saldırdı yetişkinin savaşçılardan birkaç tanesini yere attı, babasının huzuruna gelince yer öpüp dedi ki; Ey benim Şahsımı hakir gören, sakın iri olmayı meziyet sanma, meydan gününde ince belli bir at işe yarar, besili öküz değil.

 

Anlattıklarına göre düşmanın askeri sayıca fazla idi, bunlar ise az idiler. Aralarından bir kısmı kaçmaya niyet etti, Şehzade; Ey Yiğitler gayret edin ki kadın kılığına girmeyesiniz, diye haykırdı. Onun sözü üzerine süvarilerin cesareti arttığı ve hep birden hamle ettiler.

Duydum ki hemen o gün düşmana galip geldiler. Padişah Şehzade'nin yüzünü gözünü öptü, onu bağrına bastı, günden güne teveccühün artırdı, nihayet onu kendisine Veliaht yaptı .

 

***

Kardeşleri Şehzade kıskandılar ve yemeğine zehir koydular kız kardeşi durumu yukarıda odadan görüp pencerenin kanatlarını birbirine çarptı, şehzade işi anladı, yemekten elini çekti.

 

-Imkanı yok!, dedi, hünerli kişiler ölsünlerde onların yerine,hünersizler  kapsınlar.

- Dünyada Huma Kuşu yok Olsa bile Baykuşun Gölgesine kimse sevemez.

 

Olup biteni padişahı duyurdular padişah Şehzade'nin kardeşlerini çağırdı ve lazım geldiği gibi kulaklarını  büktü sonra her biri için memleketin köşelerinden razı olacakları miktarda hisseler ayırdı, fitne yakıştı. niza ortadan kalktı. Zira demişler ki; On  tane Derviş bir kilimde Uyur da iki padişah bir iklime sığmaz.

Allah adamı, ekmeğin bir yarımını yerse, öbür yarısını yoksullara verir. Padişah  yedi ülkeyi alsa bile, bir başka ülkenin sevdasındadır.

                 *****************************************

                  

Harami nin oğlu

Bir takım Arap hırsızları bir dağ  başına yerleşip, kervan geçidini kapanışlarda. Şehirlerde yaşayan halk onların hilelerinden sinmiş, sultan'ın askerleri onlara yenilmişti. Zira dağın tepesinde sağlam bir sığınağı ele geçirip, mesken tutmuşlardı.

 

Bu sebeple taraf  memleketlerini idare edenler bunların kötülüklerini def etmek için toplanıp konuştular, eğer bu tarife bir süre daha bu yolda yürürse kendileriyle baş edilemez dediler.

 

-Yeni kök salan ağaç bir insan zoruyla yerinden çıkarılabilir ama bir süre sonra öyle bıraksan kağnı ile dahi söktüremezsin.

 

-Pınar'ın başını bir kürek toprakla kapamak mümkündür fakat dolduğu zaman fil ile geçmek imkansız olur.

 

Verdikleri karara göre birini onlara casuz tayin ettiler ve fırsat gözlemeye başladılar. Nihayet hırsızların bir kabileye akın edip yurtlarını boş bıraktıkları  sırada, iş görmüş savaşta bulunmuş yiğitlerden birkaçını oraya gönderdiler, bunlar dağ yolunda gizlendiler. Akşam olunca Hırsızlar döndüler döğüşmüşler, ganimet getirmişlerdi, silahlarını çözdüler ganimetlerini bıraktılar, o anda kendilerine saldıran ilk düşman uyku oldu, öyle daldılar ki geceden bir nöbet vakti geçti

 

-Güneş tekerleği Karanlığa daldı, yunus balığın ağzına girdi.

 

Yiğitler Kız ulan suçladılar hırsızların ellerini birer birer arkalarına bağladılar sabahleyin hükümdarın huzuruna çıkardılar hükümdar hepsinin öldürülmesini emretti.

 

Nasılsa aralarında bir genç vardı delikanlılık çağının meyvası yeni yetişmiş yanağı Gülistan'ın sebzesi henüz bitmişti.

 

Vezirlerden biri hükümdarın tahtının ayağını öptü ve şefaat yüzünü yere koydu; 

Bu çocuk, dedi,  Öyle hayat bağından meyve yememiş, delikanlılığa doymamıştır. Padişahın kereminden bunun kanını bağışlamakla, bendesini  minnettar kılacağını umarım dedi.

 

Hükümdar Yüce görüşüne uygun bulmadığı bu söz üzerine Kaşlarını çattı, dedi ki; --Tiyneti(mizacı)  kötü olan kişi iyilerin nurunu kabul etmez, kabiliyetsizi terbiye etmek kubbede ceviz durdurmak gibidiri

 

-Iyisi mi, bunların soyu sopu yok edilmeli, kökleri yazılmalıdır. Çünkü ateşi söndürüp Koru bırakmak, engereği öldürüp yavrusunu alıkoymak, akıllıların işi değildir

 

-Bulut Bengisu yağdırsa bile Söğüt dalından meyve alamazsın, bayağı kimseye vakit harcama, hasır kamışından şeker yiyemezsin.

 

Vezir bu sözleri dinledi, ister istemez kabul ederek hükümdarın güzel düşüncesii övdü. Sonra dedi ki;

Saltanatını Tanrı devamlı kılsın, efendimizin buyurduğu hakikatin ta kendisidir. Gerçekten bu çocuk o kötülerin çevresinde kalıp terbiye görseydi onlardan biri olurdu. Lakin bendeniz iyi insanların çevresinde terbiye edilirse akıllıların huyunu kapacağını umuyorum. Çünkü henüz çocuktur. O güruhun zalim ve inatçı tabiatı bunun yaratılışına sinmemiştir. Hadiste, ''Herkes ancak İslam olarak doğar, sonra annesi babası onu Yahudi, Hristiyan, Mecusi yaparlar, ''  buyurulmuştur.

 

Lut'un karısı kötülerle dost oldu da peygamber ailesinden olma şerefini kaybetti.

- Ashab-ı Kehf'in köpeği birkaç gün iyilerin izinde yürümekle insan oldu .

 

Vezir bunu söyledi, hükümdarın nedimlerinden bir kısmı şefaat konusunda ona Yar oldular, nihayet padişah çocuğun kanını dökmekten vazgeçti.

 

-Yerinde bulmadımsa da bağışladım, dedi

 

-Zal'in kahraman Rüstem'e  ''düşmanı hakir görüp biçare saymamalı, küçük bir kaynaktan çıkan suyun çoğalınca deveyi yükü ile götürdüğünü çok gördük dediğini, bilirmisin?

 

Velhasıl Vezir çocuğu evine götürdü Naz'la Nimet'le besledi terbiyesi için yetişkin bir öğretmen tayin etti güzel söz söylemeyi yerinde cevap vermeyi ve diğer Saray adabını onu Öğrettiler herkesin gözünde makbul oldu.

 

Bir gün Vezir padişahın huzurunda çocuğun güzel huylarından bir kısmını anlattı,

- Akıllıların terbiyesi ona tesir etmiş, mizacından  eski cahilliğini bırakıp atmıştır, dedi.

Padişah bu söze gülümsedi, dedi ki; İnsanla birlikte büyüse bile kurdun en iyi yine kurt olur.

 

Aradan bir iki yıl geçti, o mahallenin ipsizlerinden bir takımı delikanlıya sokuldular ve onunla uyuştular. Nihayet delikanlı bir fırsat anında veziri ve iki oğlunu öldürüp hesapsız bir serveti kaçırdı, babasının yerine hırsızların mağarası'na yerleştiği, asi biri oldu.

 

Padişah hayretle parmağını ısırdı, dedi ki; Bir kimse kötü demirden iyi Kılıç çıkarabilir mi ? Soysuz adam terbiye ile insan olmaz, Ey bilge. Tabiatının letafetinde herkes müttefik iken, Yağmur bile bağda Lale bitirir,çorak yerde çörçöp.

 

-Çorak toprak Sümbül bitirmez, emel  tohumunu orada yok etme. Kötülere iyilikte bulunmak iyilere kötülük etmek gibidir.

 

                               *************************

 

Çavuş  Çocuğu 

Oğulmuş'un  saray kapısında bir Çavuş çocuğu gördüm. Zekası, uyanıklığı, kavrayışı ve sezgisi anlatılmakta tükenmez di. Küçüklüğünden beri alnında büyüklük belirtileri vardı.  Başının üstünde yücelik yıldızı parlıyordu, Velhasıl çocuk Sultan'ın gözüne de girmişti. 

Çünkü vücutça, güzel ruhca olduğunda. Zaten bilgiler ''Zenginlik mal ile olmaz hüner'le olur. Büyüklük yaşta değil, baştadır.'' demişlerdir. Akranları onu kıskandılar bir hıyanetle suçladılar, öldürmek için boşu boşuna uğraşıp durdular. 

''Dost vefalı olduktan sonra düşman ne yapabilir.'' 

Sultan sordu ; 
-Bunlar sana neden düşman oldular? 
Çocuk cevap verdiği ; 
- Efendimin Devleti sayesinde kapı yoldaşlarının hepsinin gönlünü aldım ,yalnız hasetçi ile baş edemedim. Çünkü o olsa olsa benim nimetimin  yokluğu ile sevinecek,  Efendimin Devleti ve ikbali var olsun. 

-Ben kimsenin gönlünü kırmayabilirim ama hasetciye ne  yapayım, o kendiliğinden azap içinde.. 

-Ey kıskanç insan öl de kurtul ! Çünkü bu öyle bir azap ki, ıstırabından ölmek sizin kurtulamazsın. 

-Bahtı acı olanlar gözdelerin nimet ve mevkilerinin yok olmasını candan isterler, 
Yarasa gözlü kimse  gündüzün görmüyorsa, Güneşin günahı nedir. Doğrusunu istersen böyle bir gözün kör olması güneşin kararmasından daha iyidir.






FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER Edebiyat Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Fas Turizmi ve Fas Resimleri
    Fas Turizmi ve Fas Resimleri
  • Bir Gül Bahçesine Girercesine
    Bir Gül Bahçesine Girercesine
  • Poz veren hayvanlar
    Poz veren hayvanlar
  • Günün Fotoğrafları-Hayatın İçinden
    Günün Fotoğrafları-Hayatın İçinden
  • Halı ve Kilim Motiflerinden Örnekler
    Halı ve Kilim Motiflerinden  Örnekler
  • 1932 Yılı Reklamları
    1932 Yılı Reklamları
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Dış Ticaret de Teslim Şekilleri
    Dış Ticaret de Teslim Şekilleri
  • Frikik oyunu
    Frikik oyunu
  • Bob Marley,merak etme ,mutlu ol
    Bob Marley,merak etme ,mutlu ol
  • Bob Marley-no woman no cry
    Bob Marley-no woman no cry
  • Kedilerin efendisi
    Kedilerin efendisi
  • Osmangazi köprüsünden geçiş
    Osmangazi köprüsünden geçiş
VİDEO GALERİ
YUKARI